Haber

Başörtüsü teklifi komisyonda (4)

STK, ODA VE DERNEK TEMSİLCİLERİ KONUŞTU

Kurula davet edilen STK, dernek ve oda temsilcileri de başörtüsü ve aile birliğine ilişkin Anayasa değişikliği teklifinin TBMM Anayasa Komisyonu’ndaki görüşmelerinde görüş bildirdi.

Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Sibel Suiçmez, düzenlemenin genellik ilkesine aykırı olduğunu düşündüklerini vurgulayarak, “Çünkü hak ve özgürlük alanı belirlenirken, şeklinde tanımlanacak sözler, herkes ve hiç kimse her zaman anayasa dili olarak kullanılmaz ve vatandaş kelimesinin bile tam anlamı yoktur. bu şartı yerine getirmemekle birlikte ‘hiç kimse’ kelimesinden yola çıkarak anayasa değişikliği yapılmasının anayasaya aykırı olduğunu düşünüyoruz. Genellik ilkesi ve bu anayasal dilin Kadın Hukukçuları Derneği Başkanı Figen Şaştım, “Başörtüsü hakkı, Anayasa ve kanunlarda temel hak ve hürriyetler kategorisinde, temel hak ve hürriyetler kategorisinde düzenlenmiştir. ve din ve vicdan özgürlüğünün vazgeçilmez temel maliyetlerinden biridir. Tüm kadınlar için, dini inançları nedeniyle başını örten tüm kadınlar için, devredilemez, dokunulmaz ve doğuştan bir haktır. Ben 11 yaşımdan beri önemli mağduriyetler yaşamış bir insanım. Aslında hepimizin hikayeleri birbirine benzese de başörtülü hepimizin hikayesi farklı ve farklı ve bu bir toplumumuzda derin ve ağır travmalara neden olan bir konu.” Adı itibarı ile ailenin temelleri dinamitlenmiş ve aile kurumu yıkılmış, bu konuda LGBT hareketi örgütlenmiş ve Türkiye’de eşcinsellik bilinçli olarak toplumdan uzaklaştırılmıştır. özel bir mahremiyet alanı olduğu için bir propaganda aracına dönüştürüldü ve erkekler ve kadınlar değil, kadınlar ve kadınlar teşvik edilerek eşcinsel evlilikler teşvik edildi.Kadın ve erkeğin teşvik edildiği evliliğe bakıldığında, bence Ailenin korunması açısından 41. maddedeki düzenleme mutlaka yapılmalıdır” diyen Aile ve Toplumsal Araştırmalar Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Ayla Kerimoğlu, bunun kendisine acı ve psikolojik neden olduğunu kaydetti. sorunlarıyla ilgili olarak, “Binlerce kadın ve genç kızın yaşadığı travmaların ve geçen zamanın telafisi yok. Bu kadınların hak kayıplarını ne bir özür ne de başka bir şey geri çeviremez.” Kadem Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sevim Zehra Kaya, geçmişte başörtüsüne uygulanan yasaklara dikkat çekerek, “Biz bunu düzeltmeye çalıştık. Laiklik adına uygulanan bu yasakla bir ilişki oluşturmak için din içinde ilişkiler bulmak. Bu ülke eskiden başörtülüler için kapalı bir cezaeviydi.” Uzun süredir var olan bir durumun sonucu olarak gördüğümüz ama yüzde 98’i ergenlik çağında yaşanan, ‘ergenlerde biseksüel kafa karışıklığı’ dediğimiz ergen kafa karışıklığı’. geçici, özellikle internet ve sosyal medya etkileşimleri bağlamında mevcut koşullar nedeniyle kalıcı hale gelmiştir.’Hoşnutsuzluk’ diye bir durum vardır, yeni bir klinik varlıktır. Biz bu süreci doğru yönetemezsek; biz hekimler olarak, yöneticiler ve devlet olarak bu süreci akılcı ve paniksiz yönetemezsek, maalesef önümüzdeki yıllarda eşcinsel ve trans olaylarında patlama yaşayabiliriz.

“Eşcinsellik ve transseksüellik, büyük ölçüde erken çocukluk döneminde ‘cinsiyet kimliği bozukluğu’ dediğimiz, kusurlu ebeveyn davranışlarının etkili olduğu, akran etkileşimlerinin ve ergenlik döneminde yaşanan bu kafa karışıklıklarının rol oynadığı bir süreçtir. Eğer bu süreci doğru yönetemezsek. Önümüzdeki yıllarda böyle bir patlamayla karşılaşabiliriz.’Hastalık’, ‘tercih’, ‘yön’ ya da ‘normatif davranış’ deyin eşcinsellik ve transseksüellik öyle bir şeydir ki, insanın ömrünü 16 ila 16 yıl kısaltır. ve 27 yıl.Yani ortalama yaşam süresini ortalama 25 yıl kısaltan bir durumdur.Bu yaşamın getirdiği zührevi hastalık riskleri nedeniyle HIV başta olmak üzere tüm cinsel yolla bulaşan hastalıklara çok yüksek oranda yakalanır. Bu nedenle kanserler ve enfeksiyonlar, özellikle Kaposi sarkomu, lenfoma, anal ve genital kanserler çok yaygın.”

Besti KARALAR/ANKARA,

yesilovahaber.xyz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu